Korkut Boratav: Halkın büyük çoğunluğu ağır bir toplumsal bunalımda

Prof. Dr. Korkut Boratav, Türkiye’nin iktisatta tanımlanandan daha farklı bir kriz ortamında olduğunu belirterek “Yüzde 4’ü aşkın tempoyla büyüyen bir ekonomiye rağmen halkın büyük çoğunluğu bir bölüşüm şoku, yoksullaşma ve geçim sıkıntısından oluşan ağır bir toplumsal bunalım içindedir” değerlendirmesini yaptı.

Korkut Boratav, Halk Tv’den Olcay Aydilek’e röportaj verdi. Boratav, çok farklı bir kriz türü yaşamakta olduğunu belirterek “Saray, geleneksel istikrar politikalarından 2015 sonrasında koptu; üç döviz krizini tetikledi; ilk ikisini geçici, palyatif önlemlerle atlattı. Sonuncusunu ise az önce değindiğim müdahalelerle geçiştirmektedir. Bu dönem boyunca ekonomi her yıl büyüdü; sadece iki yıla yayılan dokuz ay boyunca daraldı. TÜİK verilerine göre 2016-2022 döneminde Türkiye ekonomisinin yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 4,3’tür. Türkiye büyüyor, ücretler eriyor…” ifadelerini kullandı. 

“Mutlak anlamda ve çok yaygın bir yoksullaşma söz konusu”

Boratav, büyüyen bir ekonomiye rağmen kamuoyunda yaygın ve yerleşik bir ekonomik kriz algılaması olduğuna dikkat çekerek “Çünkü, nüfusun çok kalabalık kesimleri, özellikle emeği ile geçinen sınıf ve katmanlar çok ağır bir geçim sıkıntısı içindedir. Gelirler yoluyla hesaplanan GSYH verileri, ücretlerin millî gelirdeki paylarının son yedi yılda benzeri yaşanmamış boyutta eridiğini gösteriyor. Buna geniş tanımlı işsizliğin (TÜİK’in terminolojisi ile “atıl işgücü”nün) artışını, ekleyin. Mutlak anlamda ve çok yaygın bir yoksullaşma söz konusudur” dedi.

Türkiye’de çok yaygın bir yoksullaşma olduğunu vurgulayan Boratav, halkın büyük bir çoğunluğunun bölüşüm şoku, yoksullaşma ve geçim sıkıntısından oluşan ağır bir toplumsal bunalım içinde olduğunu kaydetti.

“Enflasyonla mücadelede kemer sıkma reçetesinden uzak durunuz”

Korkut Boratav, yeni iktidarı uyararak şu ifadeleri kullandı:

“Enflasyonla mücadelede sert bir parasal daralma ve kemer sıkma reçetesinden uzak durunuz. Asgari ücret artışlarını bile kâr oranlarına ve fiyatlara fazlasıyla yansıtan şirketleri hedefleyiniz. Bölüşüm kayıplarınızın kısmen telafisinde, yoksulluğun hafifletilmesinde ve deprem yıkımının onarımında önem taşıyan kamu harcamalarına dokunmayınız. Yüksek enflasyondan pervasızca yararlanan bankaları, holdingleri ve kentsel rantları hedefleyen bir servet vergisi uygulayınız.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir