İmamoğlu’na saldırıda yeni iddia: Efsane bir ülkücü ve bir iş insanı…

Siyasi parti seçim bürolarına yapılan saldırılarının ardından, kalabalık seçmen kitlesinin bulunduğu bir miting alanında düzenlenen taşlı saldırı seçim gündeminde bomba etkisi yarattı. Tartışmalara neden olan saldırıyı Sözcü gazetesi yazarı Aytunç Erkin’de köşesinde masaya yatırdı.

Erkin o günkü telefon trafiğine dikkat çekerek İçişleri Bakanlığı, MİT, bir gözaltının bile olmadığı Erzurum provokasyonuyla ilgili mutlaka ve mutlaka telefon trafiğine bakmalı.” diye yazdı.

Erkin’in yazısında dikkat çeken nokta ise iki isme vurgu yapması oldu. Erkin’in iddiasına göre saldırıda ‘efsane bir ülkücünün ve Ankara’daki hatrı sayılır bir iş insanın parmağı var.

Saldırının gelişimine ilişkin edindiği bilgileri aktaran Erkin otobüs ve uçaklar ile yaşı küçük çocukların Erzurum’a taşındığını yazdı. Erkin “Erzurum saldırısında yer alan bazı çocukları Ankara’da iki tane otobüsle cumartesi gece toplamışlar. Mitingin olduğu yere götürmüşler, miting bitince de aynı şekilde otobüsle Ankara’ya geri taşımışlar. Yine uçakla getirdikleri yaşı büyük olan bazı kişiler de varmış. Yine bu organizasyonda da Ankara’nın önemli ‘iş insanı’ olduğu konuşulanlar arasında.” diye yazdı.

Aytunç Erkin’in ‘Saldırının telefon trafiğine bakın’ başlı yazısı

İçişleri Bakanlığı, MİT, bir gözaltının bile olmadığı Erzurum provokasyonuyla ilgili mutlaka ve mutlaka telefon trafiğine bakmalı. Kimin mi? Önce o gençler içindeki yetkili şahsın, sonra da Erzurum’un “efsane ülkücü” isimlerinden bir siyasetçinin! Ardından da Ankara’da yaşayan bir “iş insanının”!

İddialara göre: Erzurum saldırısında yer alan bazı çocukları Ankara’da iki tane otobüsle cumartesi gece toplamışlar. Mitingin olduğu yere götürmüşler, miting bitince de aynı şekilde otobüsle Ankara’ya geri taşımışlar. Yine uçakla getirdikleri yaşı büyük olan bazı kişiler de varmış. Yine bu organizasyonda da Ankara’nın önemli “iş insanı” olduğu konuşulanlar arasında.

Bu bilgiyi paylaştıktan sonra provokasyona geçelim.

Görüntülerden üç kare…

Birincisi; Ekrem İmamoğlu otobüsün üzerinden kitleyi sakinleştirmek için konuşurken bir taş koruma müdürünün ayağına isabet etti. Peki ya o taş İmamoğlu’nun kafasına isabet etse ne olurdu? Yere düşse ve bayılsa ya da daha ileri bir durum. Çıkan olaylardan kim sorumlu tutulacaktı?

İkincisi; Ekrem İmamoğlu’nun arkasında toplumsal olaylara müdahale eden TOMA’nın saldırı yapan gruba su sıkmadığı anlar. Sonrasında otobüs hareket ettikten sonra su sıktığı dakikalar. Yaşları 16-17 olan çocukları dağıtabilecekken dağıtmayan emniyet!

Üçüncüsü; Görüntülerde bir şahsın “Yakın lan yakın bunları, çakmak yok mu” sözleri duyuluyor. Aynı 1993’te, Sivas’ta Madımak katliamında yakılan aydınlara yönelik gerçekleştirilen saldırıda dile getirilen “Lan yakın! Lan yakın” sözleri gibi.

Evet… Türk siyasi tarihinde bazı kentlerin ideolojik anlamda “dokunulamaz”, “girilemez”, “başkent” olduğu gerçeği var. Bir bakıma “kurtarılmış bölgeler”. Erzurum da bu kentlerimizden biri. Milliyetçi duyguların yoğun olduğu bir şehir.

Ancak…

Seçim döneminde buralarda propaganda çalışması yapılamayacak mı? Bunun önlemini kim alacak? Emniyet Müdürü, Vali ve onları yöneten İçişleri Bakanlığı!

“Milliyetçilik damarı en üst noktadadır”

Bakan Süleyman Soylu’nun kurduğu şu cümlelerin altını çizmekte fayda var:

“Ekrem İmamoğlu, Türkiye’ye gelmiş en büyük sahtekarlardan bir tanesidir. Hem sahtekar, hem yalancıdır. Erzurum için verdikleri belgede esnaf ziyareti ifadesi kullanılmış, miting değil. Bu belgeye bir cevap versinler. Biz sana koruma vermişiz, etrafta tedbir almış bin tane polis var. Seçim kurulu izin vermemesine rağmen, yarın öbür gün ‘Beni engellemeye çalıştılar’ diyecekler. İstanbul’da hiçbir hizmeti olmadı. Esnaf ziyareti yapmak için de başvuru yapmana gerek yok zaten.”

Soylu’nun unuttuğu şu: Her seçim döneminde, şehir gezileri mitinglere dönüşebilir, kitle toplanır ve seçim otobüsü üzerinden konuşma yapılır ve yola devam edilir. Peki… “Biz sana koruma vermişiz, bin polis var” cümlesi ne demek? Daha geçen hafta, Memleket Partisi lideri Muharrem İnce Çatalca’da mitinge dönüşen bir toplantı yaptı. Miting planlaması da yoktu. Ya da… Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu da bu durumu yaşayabilir ve otobüsün üstüne çıkılabilir. Yaşananlar durumu açıklamaya yetmiyor. “İmamoğlu provokasyon yaptı”yla da açıklanamaz.

Esas sıkıntılı olan cümleye gelelim. Süleyman Soylu dedi ki:

“O şehirde herkesin milliyetçilik damarı en üst noktadadır. Şehit cenazelerine on binler geliyor. Bu şehirlerde provokatörlük yaparsanız Allah korusun, arkadaşlar bence çok güzel bir şekilde yönetmişler. Bir kişiye dikiş atıldı, başka bir yaralı yok. Genel hazımsızlıkları ‘İstanbul mitingi’. İstanbul mitingi, bunların midelerine oturdu.”

Yine milliyetçilik vurgusu! Türkiye “damarları başka bir ideolojinin en üst noktası” olan yerlerde bunları yaşayabilir o zaman! Yakın zamanda da biz bunları yaşadık.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*